Medrese nedir?

Arapça bir kelimedir ve «ders okutulan yer» demektir. Eski devrin lise, yüksek okul ve üniversite karşılığı öğretim müesseseleri bu adla anılırdı. Binası özel olarak yapılan medreseler bulunduğu gibi, selatin camilerle birlikte düşünülüp yapılanları da vardı. İstanbul'da kurulan Fatih medreseleri, zamanın en değerli yüksek öğretim müessesesiydi. Süleymaniye camisiyle, beraber de yine yüksek öğretim yapan bir medrese kurulmuştu.

Bunların dışında yurdun çeşitli yerlerinde de medreseler vardı. Sivas, Kayseri, ‘Erzurum, Konya, Sinop medreseleri bunların başında gelir. Medrese öğretmenlerine de «müderris» (profesör) denirdi. Bu sıfat 1933'teki son üniversite devrimine kadar, üniversite profesörlerine de verilmişti.

Tarihçe

Türk İslam devletlerinde medrese geleneği Karahanlılarla başlar. Ayrıca Karahanlılar medrese geleneği ile birlikte burslu öğrencilik sistemini başlatmışlardır. F. Reşit Unat'a göre ise İslam'da ilk medrese Büyük Selçuklu Devleti zamanında Alparslan'ın veziri Nizamülmülk tarafından açılan ve yine onun ismiyle anılan Nizamiye Medreseleri'dir. Necdet Sakaoğlu ise ilk medresenin kurucusu olarak, Nişabur hakimi Emir Nasır bin Sebüktekin'i göstermektedir.

Medreseler Selçuklular'la zirve yapar. En kapsamlı çok yönlü medreseleri Büyük Selçuklular açmıştır. Selçuklu veziri Nizamülmülk tarafından Bağdat'a kurulmuştur. Budizm'deki dinsel eğitim kurumu Vihara'lardan etkilenilerek medreseler açılmıştır. İlk medreselerde ağırlıklı olarak Kuran, kıyas, icma, fıkıh, kelam gibi dini dersler okutulurken, Nizamiye medreselerinde hem pozitif bilimler hem de dini bilimler birlikte okutulmuştur. Bu eğitim sisteminde batinilik ve şiilik arasında fikri mücadele amaçlanmıştır. Selçuklular Anadolu'ya geldikten sonra çeşitli şehirlerde çok sayıda medreseler inşa etmişlerdir.

medrese

Anadolu'da açılan ilk medrese Danişmentliler döneminde Tokat Niksar'da açılan Yağbasan Medresesi'dir. Osmanlı Devleti'nin devrinde ilk medrese Orhan Bey zamanında 1330 yılında Orhan Gazi Medresesi olarak İznik'te kurulmuştur. Daha sonra Osmalı Devleti'nin sınırları genişlemesiyle beraber Bursa ve Edirne başta olmak üzere pek çok şehirde medreseler açıldı. İstanbul'un fethinden sonra üst seviyedeki eğitim kurumları başkentte yoğunlaştı.

1331-1451 yılları arasında 82 adet medrese kurulmuştur. 1463-1471 yılları arasında kurulanlara Fatih medreseleri ya da Sahn-ı seman medreseleri denilir (Bu medreselerle birlikte süreye dayalı eğitim, ders geçme sistemine dayalı eğitime dönüştürülmüştür). 1550-1557 yılları arasında kurulanlaraysa Süleymaniye medreseleri denir. Osmanlı Devleti'nin ilk tıp okulu Darüttıp Süleymaniye medreselerinde yer almıştır. Tıbbi bilgilerin uygulamalarının yapıldığı darüşşifa ve diğer bazı bölümler olan Darülakakir (Eczane), Darüzziyafe, Tabhane ve imarethane ilk kez Süleymaniye medreselerinde yer almıştır.

Başlangıçta bütün eğitim faaliyetlerinin yapıldığı kurum olan medreseler, Tanzimat Döneminde yeni mesleki okulların açılması ile sadece din eğitimi verilen okullar haline getirildi. Osmanlı devletinin son döneminde medreselerin ders programında ve teşkilat yapısında yeni düzenlemeler yapıldı. 1914 yılında Darü-l hilafeti-l Aliyye adı altında birleştirilen medreseler, Milli Mücadeleden sonra 03.03.1924 tarih ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun birinci maddesi olan "Türkiye dahilindeki bütün müessesat-ı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaleti’ne merbuttur" ifadesi ile Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış ve zamanın Milli Eğitim Bakanı Vasıf Bey de 13.03.1924 tarihli genelgesiyle medreseler üzerindeki tasarruf hakkını kullanarak medreseleri kapatmıştır.

Mimari

Anadolu'da bulunan medrese yapıları kubbeli ve eyvanlı olmak üzere iki tip gelişim göstermiştir. Bu süreç içinde sürekli bir yenilik ve gelişim arayışı izlenebilmektedir. Esasları değişmeyen bir plan şemasından hareketle bu denli varsıl bir mimarinin çeşitliliğinin ortaya konulması, Türk sanatının büyük dinamizmini ve köklerinin sağlamlığını göstermektedir (Aslanapa,1973).

Kubbeli Medreseler

Medreselerde avlunun üzeri büyük bir kubbe ile örtülünce, kubbeli medrese planı ortaya çıkmıştır. Anadolu'da başlayan kubbeli medreseler devamlı bir gelişme göstererek, toplu mekan anlayışıyla Osmanlı'nın büyük camileri mimarisine bir hazırlık olmuştur (Aslanapa,1973).

1. Caca Bey Medresesi - Kırşehir
2. Ertokuş Medresesi - Isparta Atabey
3. Karatay Medresesi - Konya
4. İnce Minareli Medrese - Konya

Eyvanlı Avlulu Medreseler

1. Çifte Medrese - Erzurum
2. Sırçalı Medrese - Konya
3. Taş Medrese - Akşehir
4. Huand Hatun Medresesi - Kayseri
5. Avgunu Medresesi - Kayseri
6. Gök Medrese - Sivas

Çeşitli Medreseler

1. Genel medrese
2. Özel medrese
3. Dini medrese
4. İslami medrese
5. Üniversite Medrese-i cemi'a.

Medreselerde verilen dersler

1. Sarf, Nahv (Morfoloji, cümle bilgisi)
2. Mantık
3. Hadis
4. Tefsir (Kuran yorumu)
5. Adab-ı bahis (Konuşma adabı)
6. Vaaz
7. Belagat (Güzel konuşma, retorik)
8. Kelam
9. Hikmet
10. Fıkıh ( İslam Hukuku )
11. Faraiz (Miras hukuku)
12. Akaid (İnanç esasları)
13. Usul-ü fıkıh
14. İlm-i heyet (Astronomi ve astroloji)
15. İlm-i hesap

Medreselerde ağırlıklı olarak Kuran, kıyas, icma, fıkıh, kelam gibi dini dersler okutulurken, Nizamiye medreselerinde hem pozitif bilimler hem de dini bilimler birlikte okutulmuştur. Bu eğitim sisteminde batinilik ve şiilik arasında fikri mücadele amaçlanmıştır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç